Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız, diş ve çene cerrahisi, ağız boşluğundaki yumuşak dokularda,çene kemiği ve dişlerdeki hastalıkların ve gelişimsel bozuklukların teşhisini, medikal ve cerrahi yollardan tedavisini gerçekleştiren diş hekimliği bölümüdür. Ağız, diş ve çene cerrahisi 06.04.2011 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6225 sayılı kanun ile diş hekimliğinde uzmanlık alanı olarak belirlenmiştir.

  • İmplant uygulamaları
  • Diş çekimi
  • Gömülü dişlerin çekimi
  • Ağız hastalıklarının tedavisi
  • Kök ucu rezeksiyonu ( diş çekimi yapılmadan diş kök ucunun temizlenmesi)
  • Çene kırıklarının tedavisi
  • Maxiller sinüs ile ilgili operasyonlar
  • Ağız ve çevre dokularının tümör ve tümör benzeri lezyonlarının tedavisi
  • Tükrük bezi hastalıklarının tedavisi
  • Çene-yüz ağrısı ve temporamandibular eklem bozukluklarının tedavisi
  • Preprotetik (protez öncesi) cerrahi uygulamalar sonucu ağzın proteze hazırlanması
  • Çene ve çevre dokularındaki kistlerin tedavisi
  • Odontojenik enfeksiyonların (diş kökenli iltihapların) tedavisi

 

    GÖMÜLÜ DİŞLER   ( GÖMÜK DİŞLER, AKIL DİŞLERİ,20 YAŞ DİŞLERİ )

                             Gömülü dişler sürme zamanı geldiği halde dental arkta yerini alamayan dişler için kullanılan bir terimdir.Gömülü dişler Geçmişte de insanlar için problem oluşturmuşlardır. eski Yunan hekimlerinden Hippokrates (M.Ö.460-370), Roma hekimlerinden Bergama’lı Galinos (131-200) ve  Orta Çağ  İslam  hekimlerinden Tokatlı Mustafa Efendi gibi bilim insanları eserlerinde 20 yaş dişlerinin sürme problemlerinden bahsetmiştir.

                           Gömülü dişler   Son zamanlarda toplumda maalesef birçok insanın sıkıntı yaşamasına sebeb olmaktadır. ve gömülü diş operasyonları çene cerrahisinde en sık yapılan işlemlerdir. Genellikle gömülü dişler denildiği zaman aklımıza ilk gelen dişler 20 yaş dişleridir. Dişlerin gömülü kalma nedeni olarak 3 teori bulunmaktadır; Ortodontik teoriye göre; ağızdan solunum,dişlerin erken kaybı ve çene gelişimini engelleyen etkenler dişlerin gömülü kalmasına sebeb olabilmektedir, Filogenetik ( evrim) teoriye göre ; insanların modern gelişimine bağlı olarak besinleri pişirerek yemeleri ile fonksiyon dışı kalan dişler gömülü kalabilmektedir, ve en son  Mendelian ( kalıtımsal ) teoriye göre bireyin ebeveynlerinden birinden küçük çene yapısı diğerinden büyük dişler almasına bağlı olarak dişler gömülü kalabilmektedir.

                       Bununla beraber dişlerin gömülü kalmasında etken olan lokal ve sistemik birçok faktör sebeb olabilmektedir. Bunlara örnek olarak; süt dişlerinin erken kaybı, süt dişlerinin uzun süre ağızda kalması, geçirilen uzun süreli enfeksiyona bağlı olarak doku yoğunluğunun artması,raşitizm ,tüberküloz gibi sistemik hastalıklar verilebilir.

Gömülü dişlerin en çok sebeb olduğu problem perikoronitis denilen , gömülü dişin çevresindeki yumuşak dokunun iltihaplanmasıdır ve en sık vücut direncinin azaldığı durumlarda, stresli zamanlarda, mevsimsel geçiş dönemlerinde ve hamilelik dönemlerinde görülmektedir.

Perikoronitis haricinde, gömülü dişler,  sebebi belli olmayan ağrılara, gömülü diş çevresinde gelişen kistlere, çene ekleminde ağrıya ve eklem problemlerine , komşu dişte çürüğe , komşu dişte dişeti problemlerine, komşu dişin kök yüzeyinde erimeye, odontojenik tümör oluşumuna,  dişlerde sonradan oluşan çapraşıklığa hatta çene kırıklarının bir sebebi olabilmektedir.

Gömülü dişlere farklı tedavi yaklaşımları bulunmaktadır, Bunlar; dişin çekilmesi, Çıkmasına yardımcı olmak için üzerini açma veya sağlıksız ve çekilmesi gereken bir büyükazı dişinin yerine nakledilmesidir.

Gömülü dişin çekimi çok iyi klinik ve radyolojik muayene gerektirmektedir. Genel olarak problem oluşturan veya patoloji sebebi olan gömülü dişlerin çekimi konusunda fikir birliği vardır.  Ve genel kanı ise sürme imkanı olmayan gömülü dişlerin hasta 25 yaşına gelmeden çekilmesidir. Bunun sebebi ise hastanın yaşının ilerlemesine bağlı olarak kemik yoğunluğunun artması ve operasyon sonrası oluşacak rahatsızlıkların daha  az ve hasta tarafından daha rahat tolere edilmesidir.

Gömülü diş çekim kararında hastanın yaşı , sistemik durumu, dişin pozisyonu ve komşu anatomik oluşumlar ile ilişkisi oldukça önemlidir.

Gömülü diş operasyonlarının süresi; dişin pozisyonuna, hastanın sistemik durumuna ve hekimin el yeteneğine göre değişmekle birlikte genellikle 20-30 dakika süren bir işlemdir. Ve tüm diş işlemlerinde olduğu gibi lokal anestezi ile ağrısız bir şekilde yapılmaktadır.

Gömülü diş çekimi sonrasında , genellikle ağrı ,şişlik , 24 saat devam eden sızıntı şeklinde kanama ve ağız açmada kısıtlılık olmasını normal kabul etmekteyiz. operasyon sonrası hastalarımız tavsilerimizi uyguladıkları takdirde bu rahatsızlıklarda oldukça azalmaktadır.

APİKAL REZEKSİYON NEDİR? (KÖK UCU KESİMİ, APİKAL KİST OPERASYONU)

Dişlerin kök uçlarında gelişen enfeksiyonların giderilmesi için, iltihaplı kök ucu ve iltihabın yayıldığı çevre dokuların temizlenmesi için kanal tedavisi yapılamayan durumlarda uygulanan bir operasyondur. Alttaki durumlarda uygulanır;

  • Diş kökünde kist oluşan vakalarda
  • Diş kökünün yapısal veya şekilsel bozukluğu nedeniyle kanal tedavisi’nin tam yapılamaması
  • Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisi yapılamaması
  • Kanal Tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla
  • Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda
  • Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında

Apikal Rezeksiyon ameliyatı; lokal anestezi (iğneyle uyuşturma) altında, yaklaşık 20-30 dakika süren bir operasyondur. Hastaya zaman ve ekonomik açıdan avantaj sağlar.

 

SİNÜS LİFT (SİNÜS MEMBRANININ YÜKSELİTLMESİ) NEDİR?

Üst çenede arka bölgede genellikle azı dişlerin kaybından sonra dişlerin kaybedildiği bölgede kemik erimesine bağlı olarak kemik yüksekliğinde ciddi bir azalma gözlenmektedir. Dişlerin kaybedildiği ve kemik yüksekliğinin azaldığı bu bölgenin implantlarla yeniden dişli hale getirilebilmesi için bölgedeki kemik yüksekliğinin artırılması gerekmektedir bunun için yapılan işleme sinüs lifting ( sinüs membranının yükseltilmesi) adı verilmektedir. Sinüs lift işlemi implant cerrahisinden önce gerekli durumlarda çene cerrahları tarafından sıklıkla yapılan bir operasyondur.

 

DİŞ TRAVMALARI

Diş travmaları, hayatın her evresinde görülebilmekle beraber özellikle çocukluk dönemlerinde görülmektedir. Dişlere gelen travmalardaki hasar çok hafif diş kırıklarına sebeb olduğu gibi çene kırıklarınada sebeb olabilmektedir. Çocuklarda diş travmaları sıklıkla görülen, hem aile hem de çocuk için son derece üzücü ve zor durumlardır. Bu travmaların çoğu basit kazalar sonucu oluşmaktadır. Çocukların yaklaşık olarak 0’u diş travmalarına maruz kalmaktadırlar. Özellikle 1–3 yaş arası çocuklar, yürümeyi yeni öğrendikleri dönemde henüz kas kontrolleri tamamlanmadığından dengelerini sağlayamazlar ve sıklıkla düşerler. Bu düşmelerden en çok etkilenen dişler üst çenedeki keser dişlerdir. Bu konuda yapılan araştırmalara göre erkek çocukların kız çocuklara oranla travmaya daha yatkın olduğu görülmüştür. Düşmenin şiddetine göre dişte yaratmış olduğu hasar da değişir. Hafif, künt bir çarpma daha çok yumuşak dokularda (dudak, dişetleri gibi) zedelenmelere yol açarken yüksek hızdaki çarpmalar dişlerde sallantılara, diş kurononda (dişin ağızda görülen kısmında) ya da kökünde kırıklara, hatta bazen dişin tamamen yerinden çıkmasına neden olabilmektedir.

Travma sonrasında zaman oldukça önemlidir ve en kısa sürede diş hekimine gidilmelidir. Ve bulunabiliyor ise kırılan diş parçası muhakkak bulunmalıdır. Genellikle aileler eğer düşme ya da yaralanma sonrasında çok kanamalı bir durum yoksa ve dişin dıştan görünüşünde de problem yoksa bu durumu pek önemsemeyebilir; ancak unutulmamalıdır ki travma sonucu diş kayıpları en çok müdahale edilmesinde geç kalınmış olan dişlerdir. Travma sonrası hastanın tetenoz aşısı yapılması gerekmektedir.

Dişte Kırıklar

Diş kırıkları cok hafıf mine kırıkları olabılceği gibi diş kökünde kırıklarda olabilmektedir. Yapılacak tedavi kırığın derecesine göre değişmektedir. Bilinmesi gereken nokta kırılan diş parçası muhakkak diş hekimine getirilmesidir.

Sublüksasyon : Dişte kırılma olmadan dişin hareketli hale gelmesi. Belirtileri dişte hareketlilik ve dişetinde kanama. Genellikle tedavi ihtiyacı olmaz lakin hareketliliğin fazla olduğu durumlarda 2 hafta yandaki dişlere dişin sabitlenmesi gerekebilir.

İntrüzyon : Dişin bulundugu yerden dokular içerisine girmesidir. Genellikle sebeb künt bir travmadır. Tedavisinde 6-11 yaş aralığında 4 hafta normal sürmesi beklenir. Eğer sürme yok ise ortodontik ve cerrahi müdehale ile normal yerine yerleştirilir.

Avülsiyon : Dişin bulundugu soketten tamamen çıkmasıdır. Tüm diş travmalarının yaklaşık % 7.6 sını oluşturur. Avülsiyon en çok 7-10 yaş çocuklarda ve kavga veya düşme ile oluşmaktadır. En çok etkilenen dişler üst ön kesici dişlerdir.

Yerinden çıkan dişlerin en kısa sürede tekrar yerine yerleştirilmesi oldukça önemlidir. Bu olay meydana geldiğinde hastanın yakınındaki kişilerin oldukça sakin olması önemlidir. Dişin kronundan ( dişin görünen kısmı) tutulması ve kök kısmına dokunulmaması çok önemldir. Eğer diş dış etkenlere maruz kaldı ise musluk altında yıkanmalı ve yerine yerleştirilmelidir. Eğer diş yerleştirilemiyor ise diş ağız içerisinde yanak kenarına konulabilir, buda mümkün değil ise diş serum fizyolojik veya süt dolu bir kap içerisinde en yakın diş hekimine getirilmelidir. 

Travma sonrası ,travmatik kemik kistleri görülebilmektedir. Bundan dolayı tedavi bitiminden sonra hastalarımızın şikayeti olmasa bile 2 yılda bir periyodik panoromik ( çene filmi) çektirmelerini tavsiye etmekteyiz.

 

CERRAHİ OPERASYON VEYA DİŞ ÇEKİMİ SONRASI DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

  • Diş hekiminin verdiği ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır
  • Çekim yerine konan steril gazlı bezi en az 20-30 dakika sıkıca bastırarak yerinde tutunuz
  • Sızıntı şeklinde kanamanız olabilir. Bu kanama 6 ile 24 saat arasında bir süre devam edebilir. Kanın tükrüğünüzü boyama özelliğinden dolayı kanamanızın fazla olduğunu düşünüp paniğe kapılmayın. Eğer çok kanamanız olursa hekiminize başvurunuz.
  • Ağrınız olabilir. Bu durumda ağrı kesici alabilirsiniz. (Aspirin türevi ağrı kesiciler kanamayı arttırır.Bu yüzden diş çekimi sonrasında önerilmemektedir) Özellikle uyuşukluğunuz geçerken ağrı en yüksek düzeye ulaşır. Bu normal bir durum olup uyuşukluk geçmeden önce ağrı kesici almak yararlı olacaktır
  • 48-72 saat sonra şiddetli ağrı oluşabilir. 24 saati geçen kanama,kötü bir tat ve koku hissi olursa derhal dişhekiminizi arayınız. Ağız hijyeniniz iyi olmaması ve çok fazla sigara içilmesi alveolit ” kuru boşluk iltihabı ” denilen bu durumun oluşmasının en önemli sebeplerindendir.
  • 24 saat süreyle sigara içmeyiniz ve alkollü içkilerden kaçınınız
  • Operasyon yeri kurcalanmamalıdır. Yoksa ağrı, enfeksiyon veya kanama meydana gelebilir. Dişler çene kemiğine bağlı olduğundan çekim sonrasında kemik ortaya çıkar ve siz çekilen dişten parça kaldığını düşünebilirsiniz. O bölge ile hiç ilgilenmeyin. Birkaç gün içerisinde açık kemiğin üzeri dişetiniz ile örtülecektir
  • Diş çekiminden sonra 2 saat kadar bir şey yemeyiniz. Farkında olmadan uyuşuk olan bölgeleri ısırıp yaralıyabilirsiniz
  • İlk 24 saat operasyon yapılan tarafla çiğneme yapılmamalıdır
  • Çok sıcak veya soğuk gıdalar yemeyin ve içmeyiniz. İlk 24 saat içinde sıvı ve çiğnemeye gerek olmayan yumuşak ve ılık gıdalar alınuz.Sonra tedbirli olarak günlük gıdalara geçebilirsiniz
  • Diş çekimini takiben 24 saat sonra normal ağız bakımı uygulamalarına devam edin. Seyreltik ılık tuzlu su veya ağız gargaralarından yararlanabilirsiniz
  • Diş çekimi sonrası mümkünse başınızın altına yüksekçe bir yastık koyup,çekim yaptırdığınız gün yatıp dinleniniz
  • Cerrahi müdahale ile diş çekimi yapıldıysa ; şişlik olabilir. Bu normaldir
  • Dikiş atıldıysa ; dikişler 7 gün içinde alınmalıdır. Dikişler ağızda iken dilinizi o bölgeye götürmemeye ve dikişlerle oynamamaya özen gösteriniz.